11 Ocak 2011 Salı

ŞAİR HERKESTİR,YAZAR HERKESTİR..



Bir yazarın ve şairin hiç bir zaman belli bir yeri, sabit bir yeri olmaz.Onlar herkes olabilmelidirler ve herkes o kalemlerde kendini bulabilmelidir.


Bazı insanlar yazamazlar,bu herkes tarafından bilinir onlarda tıkır tıkır bir konuşma yetisi oluşmuştur,dağarcıklarını bir kaç harfe klavyeye yada beyaz sayfaya rakip olarak koyamazlar ,koyamayışları ifadelerinin o potansiyelindeki kısırlıklarıdır…

Kısırlıklarının manzarası onları hırçın eder ve kelimeleri dans ettirebilen üretken beyinleri hadım etme savaşına soyunurlar.Buna başka bir dilde eleştiri denildiğini düşünmüyorum, resmen hadım etme savaşına soyunup bu üretkenliğin, bu ilhamın kaynaklarını tamamıyla kapatabilmek hedefinde olan kesimler gözlemledim..
Ve ne olur yazabilen kalemleredir bu sözüm; düşüncelerinizi hadım etmeye çalışan hiç bir kuvvete yenilmeyin, aldırıpta kaleminizi kırmayın... Güçlü olarak pes etmeden yazın...Vaktiyle hadım edilmiş bir kalemim var benim.Ne zordur bunun acısını bilirim.O yüzdendir ki bugün hala tıkanır kalemim..Kendimi görsel çalışmalar içersine veripte zaman zaman kayboluşum bundandır..

Özellikle bir çok platformda yazar yada şair adayının yakın çevresinden gelen değerlendirmeler görüyorum nesnellikten çok uzak ve oldukça kişisel yargılar taşımakta ,şairin yazdığı şiiri şairin günlüğü yada hayatıyla bağdaştırmak yada yazarın yazdığı yazıları yazarın hayatında olup bitenle bütünleştirmek kalemin ucunu beslememekte...Bu benim çok dikkatimi çekmiş olan bir konu..
Bir yazar ayrılık hikayesi yazmışsa bu hikaye yazarın hayatındaki yaşamış olduğu somut bir hikaye değildir.Bir yazar yada şair aşka ve sevgiye susamışlığı anlatmışsa ki görebildikleri bilançoların raporlarından yola çıkarak kah kendi ölçümlerinden kah insan hayatlarından derleyip getirmiştir.
Yazar ve şairler yazım sanatında hayal gücü yüksek ve kurgu yönü gelişmiş insanlardır.Bu unutulmamalıdır.
Aşkın güzelliğinden bahseden bir yazı gördüm geçmiş zaman tarihini hatırlamıyorum yazarıda açıklamıycam ,yazıyı okuduğumda gittim bambaşka yerlere.Öğrendim bir kaç şey koydum beyin arşivime.Yazar ne güzel anlatmıştı yaşayamadığı bir kareyi yaşamışcasına ifade etmişti.Çok geçmedi cımcılık bir yorum geldi;
_ya arkadaşım sen hala oradamısın boş geç bu işleri..
Ve ardına gelen yorum;
_anaaa aşıkmı olmuş benim arkadaşım..
Ve ardına bir başka sağlam okuyucu isyanı
_bırakın gevezelik etmeyide yazmış olduğu yazıyı okuyup konuya vakıf olun.
Ve bir önceki saksağan yorumcu ;
-ya bıraksanıza adam cevap vermekten aciz baksana bizi okuyucudan saysa cevap yazardı kasılmazdı..Hem bu adamın kitabı bile yok kim takar bunu ki..Millet aya çıkmış biz daha aşkta sayıyoruz..
Okudukça utandım hırslandım,ayıpladım.İtiraf edeyimki o yazar arkadaşın yerinde olmak istemezdim.
Yani durum o ki yazarın yazdığı yazıyı okumak bi yerde kalsın,yazan kaleme birde saygısızlıklar diz boyu.
Aksine şu bilinmeli şair herkestir, yazar herkestir.Şairin aşkı herkesin aşkıdır,yazarın ayrılığı herkesin ayrılığıdır,Şairin gözyaşı yazarın çığlığı zaten insanoğluna aittir..Bu konudaki yazar ve şair arkadaşlarıma yapılan yorumlarda kişisel yargılar görüyorum ve hiç hoşuma gitmiyor..
Unutulmasın hiç bir şey eski halinde kalmayacaktır bu yaşamın kuralında her daim edebiyat dünyasına yeni kalemler katılıcaktır,ve gelişiceklerdir.Sanatın her dalında üretim ve çığlıkların şekli değişerek artacaktır..
Kalemdeki çığlıklara kulak verilmesi gerekir..
Artık bir çoğumuz internet dünyasında teknolojiden faydalanarak bu işlemi gerçekleştirmekteyiz.
Aynı anda yüz milyonların gözüne kulağına ve ruhuna hitap edilerek düşüncelerin yazıldığını unutmayalım..Bir çok yazarın ticaret için yazdığını söylemlerde duydum gördüm okudum..

Ne kadar ayıptır ki içindeki cevheri keşfedip bu cevheri insanoğluna sunan uygar  kalemlerin cevherini kirletmek ,köreltmek, karartmak malesef bizim insanlarımıza hiç yakışmamakta..
Basılan kitaplarda verilen emeklerin, kitap içindeki altın bilgilerin hiç mi değeri yok.Değeri yok demekki ülkemizdeki mevcut kitap okuyanın istatistikleri meydanda bunu satışlar belirliyor tabiki.
Bu yüzden bir çok yazarımızda internet bloglarından yazmaya devam etmekte.Bir çoğuda kitaplarını bastırmayıp KİTAPSIZ YAZAR olarak kalmaya ve ısrarla insanoğluna hala yazmaya devam etmekte..
Bazı insanlar bilirimki yazamazlar onlarda tıkır tıkır bir konuşma yetisi oluşmuştur,dağarcıklarını bir kaç harfe klavyeye yada beyaz sayfaya rakip olarak koyamazlar dedimsede bu durumda yazamayan kesim tıkır tıkır konuşma yetisiyle yazan kalemi hadım etmeyip aksine yorumlarıyla okumuşluğuna dair beslemesi gerekmektedir.
Bir yazarın yada şairin istediği isteyebileceği tek şey budur.
Duygu damlacıklarından genç bir kalem bakınız ne güzelde demiş hele ;

Zaten ben öleyim artık,
Her şey yalan olduktan sonra,
Ben bu dünyadan göçeyim artık,
Kalemim kırıldıktan sonra

Ve ne yazıkki bir zamanlar da Manyakaşkıngelini de diyordu ki;
“Yazmak, kurtuluş direniş, hasılat, hareket, sahiplenmek, kısaca kendimizi ifade etmek olduğu için ben kendimi ifade ederken insanlığın içinde nefes aldığımdan dolayı insanlığada yazarak sahip çıkmaktan onur duyan acizane bir kulum. “ .
Peki o halde …..
Kırılmasın kalemler.
Susmasın kendini ifade eden yürekler.
SUSTURULMASIN!
YUTTURULMASIN
PUSTURULMASIN!


CANSEL IŞIK MAG

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder